Kitapta ayrıca, Theodore Herzl’in faaliyetleri örnekliğinde, Sultan II. Abdülhamid’in, dolayısıyla Osmanlı’nın içine düştüğü acınası durum net olarak gözler önüne serilmiştir. 17 Mayıs 1901’de Yıldız Sarayında Herzl’le görüşen Abdülhamid’in, ısrarla Osmanlı’nın dış borçlarını (Duyun-u Umumiye) ödeme taahhüdünü kabul ettirmeye çalışan Herzl’in gerçek yüzünü ve niyetini tanımamış olması mümkün müdür? Nitekim Sultan’ın, özel yazışma ve görüşmesinde Herzl’e ifade ettiği duyguları ile, yanlış anlaşılma riskinin çok yüksek olduğu, kamuya açık yer ve zamandaki söylemlerinin farklılığı dikkat çekmektedir.Bu kitapta, bir dava adamının kendini davasına adamasının ne anlama geldiğini okuyacaksınız. Bir siyonistin umut, azim, kararlılık, korkusuzluk, yılmama ve mütemadiyen çözüm peşinde koşturucu bitmek bilmeyen enerjisini göreceksiniz. Öte yandan Müslüman dünyanın -başta İstanbul/saray olmak üzere- nasıl da vurdumduymaz olduğunu, göz göre göre gelen tehlikeleri hiç umursamadığını takip edeceksiniz. Bu tarihi gerçekleri okuyunca anlıyoruz ki Müslüman dünya, çok evvelden müptela olmuş, “şeytandan ve siyasetten Allah’a sığınma” aymazlığına; kendisini yiyip bitiren hastalığa…











